Atiye: Türk seyircisinin suçu ne?

(7/10)

Burcu B. Bilgin

Uzun yerli dizilerden usanan seyircinin dijital platformları “kurtarıcı” olarak görmesi, özellikle Netflix’e yaramıştı.

İlk yerli içerikleri Hakan: Muhafız ile sınıfta kalan Netflix’in ikincisiyle bunu telafi edeceği umudunu taşıyan seyirci, dün Atiye ile tanıştı.

Başından şunu söyleyeyim; artık buradaki yöneticileri mi yanıltıyor bilmem ama Netflix, Türkiye’de popüler birkaç ismi dizilere koyarsak, bir de turistik, fantastik, azıcık gizem kokan konularla dizi çekersek “bu iş tamam” diye düşünüyor olmalı.

Atiye Mehmet Günsür

Hoş, kendi yapımları konusunda da her zaman After Life, Mindhunter ya da Dark üretemiyor Netflix. Kendi içeriklerinin büyük çoğunluğu da bizim Hakan: Muhafız’dan pek farklı değil.

Gelelim konumuz olan Atiye’ye, en başta iki soru kafamı karıştırıyor. Bunlardan ilki bu nasıl bir dizi ismi?

Atiye Beren Saat

Sevenlerin 38 bin bölüm boyunca kavuşamadığı, mahallede çekirdek çitleyerek sevgilisinin camda yolunu gözleyen bir kız beklerken karşımıza esrarengiz bir ressam, hayatı karmaşık bir arkeolog ve Göbeklitepe çıkıyor.

Kaldı ki dizi, Şengül Boybaş’ın Dünyanın Uyanışı kitabından uyarlanmış. Bu isim neden konul(a)madı mesela?

İkincisi, Beren Saat’le çalışmadan önce bir Netflix yöneticisinin kendisinin herhangi bir performansını görmüşlüğü var mıdır?

Senelerdir Tuba Büyüküstün, Meryem Uzerli, Hazal Kaya ile uzayan “overrated aktrisler” listesiyle film/dizi yapmanın keşke bir sonu gelse.

Beren Saat

Öykümüz, bir mezarlık sahnesiyle başlıyor ve akabinde protagonistimiz Atiye, kanlı, beyaz bir elbiseyle koşuyor. Öyle ki dizinin kalanında It, Us gibi bir öykü bekliyoruz, ama bir “bulamaç” buluyoruz.

İlk sahnelerden itibaren özellikle Göbeklitepe sekanslarında Outlander’dan fazlasıyla etkilenildiği de aşikar.

Outlander

Hatırlatmak gerekirse Outlander da Claire’in diğer yüzyıla ilk gidişinde aynı beyaz elbiseyle yeşil kırlarda koştuğu meşhur sahnesiyle anımsanıyor.

Sonrasında Atiye’yi tanıyoruz ve bu tanımamız da yere esrarengiz bir figür çizmesi, ardından hemen Ozan rolündeki Metin Akdülger ile sevişmesiyle oluyor.

Atiye Metin Akdülger Beren Saat

Tabii böylece bu sahne de bizim magazin basınına, “sosyal medyayı salladı”, “gündeme damga vurdu” gibi ucuz haberler kazandırmış oluyor.

Zaten RTÜK’ün artık ekranlardan cinselliği tamamen söküp almasından mütevellit bizim basın da böyle sahne gördü mü üstüne atlıyor.

Atiye

Sonrasında ise arkeolog Erhan’ı (Mehmet Günsür) Göbeklitepe kazı alanında görüyoruz. Daha ilk sözleriyle birlikte ne kadar işine aşık, idealist biri olduğunu, babasının da aynı işte bir ekol olduğunu öğreniyoruz.

İlerleyen bölümlerde ailesiyle ilgili başka şeyler de öğreniyoruz ki kendisi bir nevi Batman.

Atiye Mehmet Günsür

Bu ilk sahnelerinde şu sözü dikkat çekiyor: “Gerçek arkeolojinin amacı aslında geleceği anlamaya çalışmaktır”. Ben burada “gerçek olmayan” arkeolojiyi merak ettim, biri yeşillendirirse sevinirim.

Bu arada, “Ben Indiana Jones değilim” diyerek de ilişkilendiririz diye çekinmişler, ama merak etmesinler o kült mertebeye erişmek zaten zor.

Indiana Jones

Bu arada Mehmet Günsür, daha kaç filmde ya da dizide aslında aynı karakteri alıp alıp oraya buraya taşıyormuşuz gibi oynayacak? (Bir okurum az önce, ‘Söyleşisinde izledim, gerçek hayatta da aynı’ diyor. Haklı)

Aşk Tesadüfleri Sever, Fi, İstanbul Kırmızısı, Unutursam Fısılda ve daha niceleri yıllar geçiyor, yollar geçiyor, o hep aynı.

Mehmet Günsür

Neyse, “gerçek arkeolog” Erhan bunları yaparken, Atiye ise öğretmendir, ama resim yapmak en büyük tutkusudur.

İşte tam bu aşamada zengin sevgilisi Ozan’la bir sergi salonunda görülür, kendisi ilk kişisel sergisini açmaktadır ve tüm resimler de o yere çizdiği figürdür.

Atiye Beren Saat

Burası çok mühim, zenginlerin dünyası Yeşilçam filmlerindeki gibi sahtedir, halbuki arkeolog Erhan, “tertemiz ve idealist” dünyasında Göbeklitepe’de büyük çığır açacak bir şey bulacaktır.

Atiye ise ailesi ve zengin sevgilisi Ozan ile sergi kasmaktadır. Neyse ki Erhan’ı tanıyınca her şey değişik olacaktır.

Atiye Beren Saat Mehmet Günsür

Atiye’nin annesi rolünde gördüğümüz Başak Köklükaya ile Saat arasında sadece 10 yaş olması ise dizinin enteresan bir başka yönü.

Ancak bir parantez açalım ki Köklükaya, Melisa Şenolsun ve Metin Akdülger, kendi sahnelerindeki performanslarıyla öne çıkıyor.

Beren Saat Mehmet Günsür Metin Akdülger

Hikayenin Göbeklitepe ile İstanbul arasında gidip gelmesi ise dikkati dağıttığı gibi, Göbeklitepe etkisini de kırıyor.

Zaten ilerleyen bölümlerde de araya Nemrut, Şahmaran, başka efsaneler filan sokularak bu etki daha da bir kırılıyor, Mahsun Kırmızıgül’ün ilk dönem filmlerine benziyor.

Atiye Beren Saat

Dizinin sinematografisi ise boz bulanık bir görüntü bulamacı. Karanlık demeye dilim varmadı, zira o zaman Dark ve Babylon Berlin gibi gerçekten karanlık atmosferli dizilere ayıp olacak.

Bu görüntü, dini içerikli kanallardaki evliyalı dizileri andırıyor. Ses kalitesi de öyle kötü ki Saat’in ne dediğini bazen İngilizce altyazıdan anladım.

Atiye Beren Saat

Kendini Picasso sanan Atiye, anlaşılmadığından yakınırken, G.O.R.A’da Arif’e görünüp duran Garavel (Özkan Uğur) gibi bir teyze karşısına çıkıp duruyor.

Sonraları daha başkaları da çıkıyor ama aşırı spoilerlar vererek dizi keyfinizi kaçırmayayım.

Atiye

Atiye, her yere çiziktirdiği sembolü görünce atlayıp Göbeklitepe’ye gidiyor ve “gerçek arkeolog” Erhan’la tanışıyor.

“Erhan beysiniz galiba” diyen Atiye’ye “sahici arkeolog”, “Erhan diyebilirsin” diyor. Samimi çocuk canım.

Atiye Beren Saat

Çizdiği sembolün kazı alanındakiyle aynı olduğunu Erhan’a bir türlü anlatamayan Atiye’nin bu sahnedeki ses tonunu anlamak ise asla mümkün değil.

Yahu bir bilim adamıyla konuşmaya gelmişsin, sevgilisine bebek taklidi yapan kızlar gibi konuşuyorsun.

Göbeklitepe

Atiye’nin otelinden Göbeklitepe civarına döndüğü sahnede ise Game of Thrones’un son sezonundaki gibi artık hiçbir şey göremez oluyoruz. Öyle böyle değil diyeyim size.

Atiye Mehmet Günsür

Bu olayların akabinde İstanbul’da evine dönen Atiye, kapısında hiç beklenmedik bir ziyaretçiyi buluyor. (Sahi Atiye adres vermiş miydi?)

Böylece Atiye’nin ne kadar mühim, kalpleri durduracak bir gizemin parçası olduğunu anlıyoruz. Hep beraber koro halinde acayip şekilde şunu merak ediyoruz: “Atiye, kimsin sen?”

Atiye

Netice itibarıyla Atiye, eğer Göbeklitepe düzleminde kalsa ve başrolü için Saat ile Günsür seçilmese belki derlenip toplanabilecek bir dizi.

Ancak mevcut haliyle senaryo, Kenan Doğulu-Beren Saat evliliği kadar karmaşık görünüyor. Hatta onu izlemek daha heyecanlı. İkinci sezonunda nasıl toplanır pek bilemiyorum. (Dizi yani)

Beren Saat

Kadronun geri kalanı içinde Köklükaya, Şenolsun ile Dülger gayet iyi oyunculuk sergiliyor. Meral Çetinkaya zaman zaman biraz “fazla” kalsa da dizinin parlayanlarından.

Görüntü ve ses kalitesi ise Netflix gibi bir dünya devinin imzasını taşıyan bir diziye yakışmıyor.

Atiye

Finaliyle bir yerlere bağlanıyor ve belki kimi seyirciyi tatmin ediyor ama bir o kadar da soru işareti bırakıyor. Ancak kendi namıma ben kartımı “çok da beğenmiş değilim” diye işaretliyorum ve yeni sezonu izlemek de iştah yaratmıyor.

Sonuçta Atiye de bir Şahsiyet, Masum, 7Yüz, hatta Fi değil. Eğer boş vaktiniz varsa ve “Türk işi fantastik/gizem nasıl olur?” diyorsanız seyredebilirsiniz.

Atiye Beren Saat

7 Yorumlar: "Atiye: Türk seyircisinin suçu ne?"

  • comment-avatar
    Zeynep İpek 28 Aralık 2019 (13:54)

    Ya, hem bilgilendim hem de acayip eğlendim yazını okurken 🙂
    Eline sağlık

  • comment-avatar
    Ahmet Özkan tanrıyar 28 Aralık 2019 (20:12)

    muhteşem olmuş…dizi değil yazınız…☺️beklentim 100 üzerinden 10 du… anladım ki fazla yüksek tutmuşum beklentiyi…

  • comment-avatar
    Gül Fulya Yüksel 29 Aralık 2019 (01:09)

    Ben zaten yıllardan beri Beren niye oyuncululukta inat ediyor ya da biri kafasına silah mı dayıyor cidden merak etmekteyim. Dizi zaten ayrı mevzu.

  • comment-avatar
    Neslihan Kalyoncu 29 Aralık 2019 (01:25)

    Harika özetlediniz. Hayal kırıklığı, OA dizisi gibi aynı sonla bitti. İkinci sezon olur mu bilmem, izleyeceğimi sanmıyorum.

  • comment-avatar
    Sibel Kural 29 Aralık 2019 (02:16)

    Şizofren teşhisi nasıl bu kadar koyulabiliyor ve bir ilaçla nasıl tedavi edilebiliyor çok merak ediyorum. Dizide yanlış yönlendirme var.

  • comment-avatar
    Funda Esen 29 Aralık 2019 (19:59)

    Tüm aile İstanbul’dan Nemrut’a ışınlandı galiba..

  • comment-avatar
    Talip Ceylan 31 Aralık 2019 (22:20)

    Yazdığınız gibi dizi Göbeklitepe düzleminde kalsa ve başrol seçimleri farklı olsa dizinin kalitesi yükselirdi. Neden yapmıyorlar anlamıyorum. Tv dizisi izleyicisini de çekmeye çalışıyorlar sanırım. Dark kalitesinde olsa birçok Türk izleyici sıkıcı bulup izlemezdi diye düşünüyorum. Başak Köklükaya gerçekten çok iyi oynamış. Hem çok iyi bir oyuncu hem de çok güzel bana göre. Ama çok az izleyebildik onu. “Mustafa’ya Dair Her Şey” gençti, şimdi orta yaşların ortalarında.

Yorum yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacaktır.

""