Alef: Dizi finali bize neler anlattı?

(Dizi finalini izlemiş olanlar okumalıdır)

Burcu B. Bilgin

(6.5/10)

Corona salgını sebebiyle evlere kapanmışken dönemin öne çıkan yerli dizisi de internet platformu Blu TV ile FX ortaklığı Alef oldu. Yönetmeni Emin Alper ve kadrosu sebebiyle beklenti yaratan polisiye, 8 bölümün ardından finaliyle ekrana geldi.

Başrolünü Kenan İmirzalıoğlu, Ahmet Mümtaz Taylan ve Melisa Sözen’in üstlendiği dizi, ekrana geldiği günden bu yana dikkatleri üzerine topladı. Peki 8 bölümlük dizinin artıları ve eksileri neler?

-Hikaye başta ilginç gibiydi: Bir önceki yazımda http://sinekafe.com/alef-sinifi-gecti-mi/ dizinin senaristi Emre Kayış’ın her iki baş karakterini de bugüne kadar polisiye klişelerinde gördüklerimizden kopyalandığını yazmıştım. Ancak buna rağmen hikaye ilginç gibi görünüyordu.

Alef Ahmet Mümtaz Taylan Kenan İmirzalıoğlu Melisa Sözen

Açılış sekansında Rum cemaatinin, Hz. İsa’nın doğumu ve vaftiz edilişinin yıldönümü sebebiyle yaptığı geleneksel “Ta Fota” törenine yer veren dizi, mistik öğeler üzerine kuruluydu.

Senarist iyi kullanabilmesi halinde Osmanlı döneminden gelen tarikatlar, padişah fermanıyla yasaklanan düşünce sistemleri, dervişler, dergahlar, semboller  ilgi çekiciydi.

Alef Ahmet Mümtaz Taylan

-Döne döne yanan dervişler: Özellikle tekkeyi ele geçirmek isteyen diğer derviş grubunun binayı ateşe vermesi, buna rağmen içerideki törenin sürmesi, semazenin etekleri tutuşmasına rağmen dönmeye devam etmesi, alevlerin çevreye dağılması gibi etkileyici sahneler mevcuttu.

Bu hikayenin paraleli olarak günümüzde de aynı düşünce sistemini benimseyen dervişlerin binayla beraber yakılması iyi bir fikirdi.

Alef Kenan İmirzalıoğlu Ahmet Mümtaz Taylan Melisa Sözen

-Her şey Vikipedi anlatımı gibiydi: Ancak senarist Kayış iyi bir hikaye bulsa da yolunu kaybetmiş kaptan gibiydi. Dervişlerin benimsediği iki zıt görüş vahdet-i vücut ve vahdet-i mevcut gündeme getirildi ama iyi işlenemedi.

Vakayı inceleyen Komiser Kemal Tekin (Kenan İmirzalıoğlu) ile vakada önemli rol oynayan İslam Tarihi doktoru Yaşar Görener’in (Melisa Sözen) sohbetlerine o dönemin dervişlerinin bu ilginç düşünce sistemleri yansıdıysa da havada kaldı.

Alef

İkilinin diyalogları o kadar acemice yazılmıştı ki Sözen sanki okuma provasındaydı ve telefon veya tabletten Vikipedi bilgileri aktarıyor gibiydi.

Aynı tabloya Sözen ve İmirzalıoğlu’nun dizi boyunca süren tutukluğu da eklenince en ilgi çekici olabilecek kısımlar, tam manasıyla güme gitti.

Alef

-Kimyası tutmayan çift: Esasında dizi içinde aşık bir çifti canlandıran İmirzalıoğlu ile Sözen, gördüğüm en kimyası uymayan ekran ikililerindendi.

Sanki arkadaşları tarafından bir araya getirilmiş, zorla randevuya çıkmış, “bitse de gitsek” diye düşünen “blind date” çiftlerini andıran Yaşar ile Kemal’in sahneleri gerçekten çok sıkıcıydı.

Alef

Vakalar arasında kopukluk vardı: Seri katilin belli bir mantık dahilinde kurbanlarını seçtiği aşikar olsa da dizinin akışı, merak uyandıramadı.

Çünkü Settar’ın hikayesi ile seri katilin vakaları sonradan birleşen hikayeleri arasındaki bağ, olay örgüsü içerisinde kurulamadı. Böylece de temeli çürük inşaat bir türlü sağlam biçimde yükselemedi.

Alef Ahmet Mümtaz Taylan Settar

-Dizi bir türlü akmadı: Dizinin en büyük problemlerinden biri de 2. bölümden sonra bir türlü akmamasıydı. Durağan biçimde süren dizi, cinayet bürodaki uzun diyaloglar, vakaların çevresinden dolanma, Settar’ın dergaha, meyhaneye gidişi gibi tekrar eden sahnelerle izleyiciyi bağlayamadı.

Bir polisiye dizi bölümü içi çok kısa sayılabilecek 38 dakikalık bölüm bile seyircinin ruhunu sıktı.

Alef Kenan İmirzalıoğlu Ahmet Mümtaz Taylan

-Manasız final: Sonlarda, yani 7 ve 8. bölümlerde tempo biraz arttı. Osmanlı’dan kalma tekkenin sıkça gündeme gelmesiyle  “ilginç” bir finale varabileceğimiz düşüncesine kapıldık.

Dizinin temposu yüksek giden final bölümü ise düpedüz hayal kırıklığı idi. Bunca malzemeye karşın senaryo, eşcinsel genç Güneş’in polis babası Settar’la yaşadığı anlaşmazlık ve Yaşar’ın Güneş’le ilişki kuran eski kocası Celal’den intikamına kilitlendi.

Alef Kenan İmirzalıoğlu

Böylece de aranan katil, Yaşar’ın eski eşi çıktı ama buna şaşırmadık. Zira zaten Yaşar ile Kemal’in buluşmalarında eşinin hediyesi olan kolyesi adeta gözümüze sokularak katil bize nedense çok evvelden işaret edilmişti.

Mistik öğelerin kullanılması yerine, konunun kişisel bir meseleye odaklanarak noktalanması ise anlaşılır gibi değil.

Alef Ahmet Mümtaz Taylan Kenan İmirzalıoğlu

-Senaristin Se7en takıntısı: Daha önce de yazdığım gibi senaristin 1995 yapımı David Fincher filmi Se7en’a takıntısı var. O filmin izini takip ederek konuyu araştıran polisleri de araştırma görevleri dışında hikayenin kalbine yerleştirip hedefe koyuyor.

Ters köşe yapmak adına katilin Settar ile Boğaz Köprüsü’nden atlaması ise kimse kusura bakmasın şaşırtmaca filan değil gayet zorlama bir final. Hatta Se7en’ın da ötesine geçip travmalı Kemal’e de bir kayıp daha verdiriyor ama sonuç elde var sıfır.

Alef

-Alef: Diziye ismini veren Alef’in hikayenin finaline yerleştirilme şekli de oldukça tepeden inme. İbrani alfabesinin ilk harfi olan ve Kabala gibi inanışlarda insanın Tanrı’nın aynası olduğuna işaret eden harfi, Güneş’in kurduğu tekkeyle ilişkilendiren o tek sahnenin akılda kalıcılığı yok.

Alef

-Yan karakterler havada kaldı: Senaryo içinde üç baş karakterin yanı sıra, çoğu polis olmak üzere yan karakterleri de izledik. Mesela cinayet bürodaki üç genç polis, adli tıp doktoru Arap, emniyet amiri Mahmut, Settar’ın eşi Semiha, tarikat şeyhi kayınbiraderi, Yaşar’ın babası gibi karakterler ekrana gelse de hiçbirini doğru dürüst tanıyamadık.

CSI gibi seneler sürecek bir diziymiş gibi bu karakterler senaryoya serpiştirilse de hikayede rolleri çok kısıtlıydı.

Alef Ahmet Mümtaz Taylan

Mesela adli tıpçı Arap’ın çok önemli bir şeyler bulabileceğini zannettik ama anılarını dinlemekten öte hikayeye bir katkı sağlamadı.

Aynı şekilde cinayet bürodaki üç genci de tanıyamadık, yine Yaşar’ın babası Rahmi Görener üstün körü geçiştirildi. İlk kurban Mustafa Diri dışında kurbanların hikayelerini öğrenemedik.

Alef Kenan İmirzalıoğlu

-Bir yere bağlanmayan konular: Dizide kimi konular ise fazlasıyla ucu açık kaldı. Mesela motosikleti çalınan Batın Bosnalı, dergahı büyük bir öfkeyle basıp arkadaşına hesap sorduktan sonra başına bir şey gelebileceği veya tekrar yakalanacağı beklenirken bir gelişme olmadı.

Yarı deli olarak akıl hastanesine kapatılan kişiden başka bir şey çıkmadı. Aynı sekanstaki Novartis satış temsilcisinin reklam için konulduğu belliydi ve bu çok sırıttı. Bu ve bunun gibi konular düşünülürse sanki dizi 5 bölüm daha uzunmuş da kesilmiş gibiydi.

Alef

-Görüntü yönetimi ve yönetmenin başarılı çabaları: Dizi, görsel olarak ise kaliteli yabancı benzerlerini aratmayan bir atmosfer çizdi.

İstanbul görüntülerinin hikayede başarılı kullanımı, dramatik, sert ve anlatımı güçlendiren kontrastı yüksek ters ışık, mekanlarda yakalanan detaylar, gotik hava, gece çekimlerindeki sarı ışık ve blurlu görüntü tercihleriyle oluşturulan başarılı atmosfer, otopsi sahneleri ve cesetlerin görünümlerindeki inandırıcılıkla dizi bu anlamda birkaç kez sınıfı geçti.

Alef

-Klişe karaktere iyi oyunculuk: Oyunculuklara gelince, klişe bir karakteri canlandırsa da Ahmet Mümtaz Taylan, Settar’ı başarıyla ekrana getirdi.

Settar’ın sert ve inatçı mizacı, av merakı, polis merkezindeki tuhaflıkları ve tartışmaları kadar hatasını gün be gün ödemesini, acısını kadehlere boğmasını, yaşamdaki sıkışmışlığını da çok iyi biçimde veren Taylan diziyi sürükleyen isimdi.

Alef Ahmet Mümtaz Taylan

-Kamera karşısında sıkılmış iki oyuncu: Daha başarılı performanslarını gördüğümüz Melisa Sözen ise maalesef seçmelere katılmış amatör tiyatrocu gibiydi. Partneri Kenan İmirzalıoğlu da karaktere sanki kendi bile inanmıyormuş gibiydi, yıllarını İngiltere’de geçirmiş bir karakteri kötü bir İngilizce ile konuşmasına girersek ise hiç çıkamayız.

Hal böyle olunca da bu ikiliyle başrolü paylaşan Taylan, gol yolunda tek başına kalmış forvet gibiydi.

Alef

-Bol malzeme, kötü yemek: Netice itibarıyla 8 bölümlük serüvenini tamamlayan Alef, elinde iyi bir hikaye olmasına karşın bunu ekrana başarıyla taşıyamayan, mistik öğeleri ve iyi yazılsa ilgiyle izlenebilecek bir hikayeyi kötü bir finalle noktalayan, ilk iki bölümünden sonra izleyici sıkan tempoyu düşüren, senaryosu kopuk, Ahmet Mümtaz Taylan dışındaki başrol oyuncularının iyi bir performans sergileyemediği bir diziydi.

Alef

Buna karşın görüntü yönetimi ve yönetmen Emin Alper’in çabalarıyla görsel olarak sınıfı geçen Alef, kötü senaryosunun kurbanı oldu.

Kötü aşçı gibi elindeki bol ve iyi malzemeyi harcayan dizi, böylece ekran sınavında ne yazık ki sınıfta kaldı.

Alef

NOT: Alef, mini dizi olarak ekrana geldi ve şu ana kadar 2. sezonun planlandığına dair bir duyuru yapılmadı. Büyük bir değişiklik olmazsa Alef’in 2. sezonu olmayacak.

Emin Alper

4 Yorumlar: "Alef: Dizi finali bize neler anlattı?"

  • comment-avatar
    Soner Yalçın 26 Mayıs 2020 (19:55)

    Bir dizi ancak bu kadar kötü yorumlanır

    • comment-avatar
      sinekaf 27 Mayıs 2020 (21:00)

      Üç gündür çok çok olumlu yorumlar aldık. Bence siz kendi bakış açınızı gözden geçirmelisiniz.

  • comment-avatar
    Enes yavuz 4 Haziran 2020 (08:53)

    Soner yalçın malı dizi berbattı… adamlar burda ne yazdıysa harfiyyen doğru… sen bi git kumda oyna çocuk dizisi falan izle

  • comment-avatar
    merve 10 Ağustos 2020 (13:26)

    Birde gerekli gereksiz her yerde Ahmet Mümtaz Taylanın deyim ve ata sözü kullanmasından da gına geldi.

Yorum yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacaktır.

""