Ekşi Elmalar: Aşk cesaret ister!

Burcu B. Bilgin

Son dönemde gösterime girecek yapımlar içinde en çok beklenenlerden biri de Ekşi Elmalar filmiydi.  Yılmaz Erdoğan’ın Kelebeğin Rüyası’ndan sonra yeniden yönetmen koltuğuna oturduğu yapım, ”eli yüzü düzgün” bir yerli film izlemeyi düşünenlerin de radarına girdi.

Yılmaz Erdoğan’ın senaryosunu yazdığı ve başrolünü üstlendiği film, iki dönem Hakkari Belediye Başkanlığı yaptığı için ”Reis” diye anılan Aziz bey ve ailesinin yaşadıklarını işliyor.

Erdoğan’ın teyzelerinin hayat hikayelerinden yola çıkarak beyazperdeye getirdiği yapımda, Aziz beyin kızlarını Şükran Ovalı (Safiye) Songül Öden (Türkan) ve Farah Zeynep Abdullah (Muazzez) canlandırıyor. Ekşi Elmalar’da diğer rollerde Şükrü Özyıldız (Özgür), Fatih Artman (Hatip), Caner Cindoruk (Servet), Devrim Yakut (Ayda), Ersin Korkut (Şino) ile Cezmi Baskın (Etar)  yer alıyor.

 

 

-Her şey 1977 yılında başlıyor-

Hikayenin anlatıcısı olan Reis’in en küçük kızı Muazzez, hikayesine 1977 yılında elma bahçesindeki ilginç bir tanışmayla başlıyor. Bahçeden elma çalan ”hırsızı” kovmak için tüfekle dışarı fırlayan ve yakışıklı şehirli genç Özgür ile karşılaşan Muazzez, önce biraz çıkışsa da, ”Tüfek de boş ama çaktırma. Ama Reis seni görürse dövmekten beter eder” diyor.

İşin eğlenceli kısmı, ”Senin kafan ne kokuyor öyle. Erkek dediğin kokar mı hiç, ayıptır” dediği Özgür ile aralarında ilk bağ da Özgür’ün saçlarının güzel kokmasını sağlayan şampuan sayesinde kuruluyor. Ama iki dönemin ardından belediye başkanlığı seçimini kaybeden ve giderek daha sinirli olan Reis olmasa…

 

Ekşi Elmalar

 

Üç kızkardeş, babalarından deli gibi korkarken, diğer yandan da ”tek kurtuluş ümitlerinin” evlenmek olduğunu bildiklerinden flörtten de geri durmuyor. Hayatlarında hiç görmedikleri ”çarşıyı” bile evlenerek görme umudunu taşıyan kızlar, ellerinden düşmeyen foto romanlardaki gibi bir aşk yaşamanın da hayalini kuruyor.

Kürtçe bilmeyen Özgür’e yaylada ”dil öğreten” Muazzez, karşılığında ondan çat pat da olsa okuma yazma öğreniyor. Foto romanda yazılanları nihayet onun sayesinde söken Muazzez, foto romanın asıl temasının ”Aşk cesaret ister” olduğunu da böylece öğreniyor. Bunun hayatını değiştirecek söz olduğunu ise o zamanlar bilmiyor.

 

Ekşi Elmalar

 

-”Ağaç da insan gibidir”

Hakkari’dekilerin imrenerek baktıkları meyve bahçesi ise Aziz’in en büyük tutkusu. Ama ağaçlara da kızlarına davrandığı gibi davranıyor Aziz… Ziraat mühendisi Hatip’in, ”Bütün ağaçları aşılamayın. Biri de ekşi kalsın. Onların özelliği bu” sözlerine karşılık, ”Ağaç da insan gibidir. Terbiye edilmesi lazımdır” diyor.

Aziz, ağaçları bile, ”Bak yanındaki arkadaşına ne kadar güzel. Bir de sana bak, hala asisin. Bilirim ben sana yapacağımı” diyerek kesmekle tehdit ediyor.

 

Ekşi Elmalar

 

-Darbe ve sonrası-

Filmin ilk yarısı neşeli bir havada geçerken, ikinci dramatik dönüm noktasının ardından ağır bir hava hakim oluyor.

1980 askeri darbesi öncesindeki öğrenci olayları, darbenin ardından partilerin feshi, tutuklamalar, bölgede artan terör olayları, göç gibi toplumsal olaylar ise filmde ana hikayenin arasında yan hikayeler olarak biraz üstü kapalı geçiştiriliyor.

Aziz ve ailesinin ”yeni yaşamlarında” ise her şey öylesine değişiyor ki çok kızdığımız Aziz’e acır hale geliyoruz. Bu noktadan sonra ilginç tesadüfler birbirini izliyor ve Ekşi Elmalar, beklenmedik bir noktada son buluyor. Bu, seyirciye gözyaşı döktüren bir final ama daha fazla ipucu vermeyeyim.

 

 

-Yine seviyor merkez…-

Oyunculuklar açısından bakıldığında filmin merkezinde Yılmaz Erdoğan duruyor. Aziz’in ”iki hayatını” başarıyla canlandıran Erdoğan’ın eşlikçisi olan üç kızı Öden, Ovalı ve Abdullah da rollerinin hakkını fazlasıyla veriyor.

Dizi oyunculuğundan aşina olduğumuz Şükrü Özyıldız, Hakkari’ye gelen Ankaralı genç rolünün üstesinden gelirken, burada asıl parantezi Fatih Artman için açmak istiyorum. Çekingen ve sırılsıklam aşık mühendis Hatip rolünde Artman, çok iyi bir performans gösteriyor.

Görüntü yönetimi açısından iyi olan filmde özellikle canlı renkler tercih edilirken, özellikle yayla sahnelerinde izleyici kendini doğanın kucağında hissediyor. İlk yarıdaki eğlenceli atmosfer, canlı müzik seçimiyle de destekleniyor.

Filmde, Reis’in meşhur gözlüğü ile makam, mevki, ekşi elma ağaçları ile cesur duruşu olan insanlar, deniz ile özgürlük, şampuan ile modern yaşam sembolize edilerek, metaforlar yoğun ve başarılı biçimde kullanılıyor.

 

Ekşi Elmalar

 

-Gişe filmi mi, sanat filmi mi?-

Filmin gişe filmi mi, sanat filmi mi olduğu sorulduğunda ”İkisinin arasında” diyen Yılmaz Erdoğan’ın bu yapımı, gişe filmleri arasında sınıflayarak yerli sinemaya hakim olan kaba komediler, ağlak dramlar, inli cinli korku filmleri arasına koymak istemediği aşikar.

Ancak ”sanat filminden” kast edilen aslında bağımsız yapımlar olması gerektiğinden Ekşi Elmalar’ı büyük şirketlerinin arkasında durmadığı, kısıtlı olanaklarla çekilen filmlerle aynı sınıfa sokamayız.  Bununla beraber, ”sanat filmi” derken esasen  ”nitelikli sinema yapıtlarından” bahsedilmek isteniyor genelde. O açıdan da Erdoğan, ”ikisinin arasında” demek durumunda kalıyor ve bir bakıma da haklı.

Netice itibarıyla Ekşi Elmalar, derdini düzgün anlatan, oyuncuları rollerinin hakkını veren, sinematografik açıdan canlı renklerin ve doğanın izlenebilir kıldığı, dram ve komediyi aynı potada eriten bir yapım. Senaryosuyla dünyayı yeniden keşfetmese de başarılı bir aile ve aşk filmi. İzlemek isteyenlere tavsiye ederim.

 

Ekşi Elmalar

5 Yorumlar: "Ekşi Elmalar: Aşk cesaret ister!"

  • comment-avatar
    Ceyhun D 31 Ekim 2016 (14:52)

    Gidip bakmak gerek. Güzel bir eleştiri yazısı olmuş.

    • comment-avatar
      sinekaf 31 Ekim 2016 (21:52)

      teşekkür ederim

  • comment-avatar
    Munevver Karabacak 31 Ekim 2016 (15:13)

    Çok teşekkürler, kalemine sağlık…

    • comment-avatar
      sinekaf 31 Ekim 2016 (21:52)

      Ben teşekkür ederim

  • comment-avatar
    Ali 1 Kasım 2016 (15:41)

    tesekkurler…

Yorum yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacaktır.

""