Şahmaran: Adana Adana olalı böyle zulüm görmedi

Burcu B. Bilgin

(5.0/10)

Netflix, Türkiye pazarına girdiğinden bu yana çok sayıda yerli yapım sinema filmi ve diziyle izleyici karşısına çıktı. Ama nedense bunlardan birkaç sayılı örnek dışında dikiş tutturan olmadı.

Genellikle iyi oyuncu kadrosuyla çekilen kötü işler olan Netflix yerli yapımlarının arasına bir yenisi katıldı: Şahmaran. Diziyi sizler için izleyip değerlendirdim.

Yönetmenliğini Umur Turagay’ın yaptığı, senaryosunu Pınar Bulut’un kaleme aldığı dizi, TIMS&B Productions imzasını taşıyor.

Dizide Şahsu’yu Serenay Sarıkaya, Maran’ı ise Burak Deniz canlandırırken, ikiliye Mert Ramazan Demir, Mustafa Uğurlu, Mahir Günşiray, Ebru Özkan, Hakan Karahan, Mehmet Bilge Aslan, Elif Nur Kerkük, Nilay Erdönmez, Nil Sude Albayrak  ve Berfu Halisdemir eşlik ediyor.

1-Yeni bir Atiye: Netflix’te nedense “yerel tatlar” kullanma gibi bir saplantı var. Bu düşünceyle de bol bol coğrafyamızda geçen efsaneler ve mistik olayları konu alan projeleri ekrana getiriyor.

Son derece başarısız bir Atiye denemesiyle sınıfta kalan platform, bu defa da çok sayıda söylenceye konu olan yılan gövdeli kadın Şahmaran’ı izleyici karşısına çıkarıyor. Mekan olarak ise Şahmaran’ın yaşadığı rivayet edilen yerlerden Adana’yı seçiyor. (Şahmaran’ın yaşadığına inanılan diğer yerler Mersin/ Tarsus, Mardin ve Gaziantep/Islahiye)

Şahmaran

2-İç çamaşırlı, botlu ve öfkeli: Dizi, annesinin ölümünden sonra dedesi Davut Demir’in (Mustafa Uğurlu) yaşadığı Adana’ya gelen Şahsu’nun (Serenay Sarıkaya) onunla yüzleşmesiyle başlıyor.

Sonrasında Adana’daki Ak Otel isimli mekandaki sahneler var ki akıllara zarar. Tek yıldızlı olduğunu tahmin ettiğimiz otelin resepsiyonistine kötü davranan, mekanın şartlarına dair sürekli yakınan, sanki her otelde küvet olurmuş gibi “Neden yok?” diye hesap soran protagonistimize daha ilk sekanslardan antipati besliyoruz.

Şahmaran Serenay Sarıkaya

Sonrasında “bu kötü şartlardan” ötürü dedesinin yanına taşınmaya karar veren Şahsu, bu tepeden bakan, memnuniyetsiz haline yeni çevresinde de devam ediyor. Neyse ki dedesinin yanında çalışan Salih ve hazır cevap eşi Medine sürekli ayarını veriyor.

Ancak bu kez de karşı evde oturan ve sonraları büyük aşk yaşayacağı Maran (Burak Deniz) ile tanışıyor ve atarını onun üzerinde tatmin etmeye başlıyor. Şahmaran’dan yola çıkarak karakterlere Şahsu ve Maran isimlerini vermek gibi zekice bir fikir de var dizide.

Şahmaran Serenay Sarıkaya Burak Deniz

Çevreden gelebilecek tehlikeleri dikkate almadan iç çamaşırıyla göle atlayan, etrafta birini gördüğü zamanlarda da fazla gam etmeyen Şahsu için suya girmek nedense büyük bir zorunluluk. Zaten küvet sorununu da bu sebeple çıkarıyor.

Buna mukabil aslında mevsim şartlarından çok şikayeti olmasa gerek ki meşhur Adana sıcağında ayağındaki botları hiç çıkarmıyor. Hatta dizinin sonuna değin başka bir ayakkabı giymiyor.

 

Şahmaran Serenay Sarıkaya Burak Deniz

 

3-Oraya, buraya savrulan upuzun senaryo: Dizide “başına buyruk, duyguları savruk” olan sadece Şahsu değil, dizinin  senaryosu da öyle.

Şahsu’nun gelişi, eve yerleşmesi, üniversitede göreve başlamasını takip eden sekanslardan sonra bir türlü sadede gelemiyoruz. Devamlı olarak ekrandaki gündüz kuşağı dizileri gibi aynı konuların etrafından dolanan dizide sahneler boyunca hiçbir şey yok. Üstelik de her biri 45-55 dakika arasında değişen sekiz bölüm boyunca bu durum devam ediyor.

 

Şahmaran Serenay Sarıkaya Burak Deniz

 

4-Neredeyse “Alacakaranlık” vampirleri çıkacak: Dizi senaryosunun bir başka sorunu da hiç özgün olmaması, üstelik de bunu göstere göstere yapması.

Tanınmış supernatural roman ve dizilerin orasından, burasından aparılarak ekrana getirilen dizi, ağırlıklı olarak da film serisiyle de meşhur olan Stephenie Meyer imzalı “Alacakaranlık/Twilight” romanlarından esinleniyor.

 

Şahmaran

 

Baş karakterler dahi bu seriden alınma olduğu için Şahsu ile Bella, Maran ile Edward, Cihan ile de Jacob birebir örtüşüyor. Neredeyse hikayedeki yerleri bile aynı.

Bir şey devşirilecekse bu kadar ayan beyan yapılmamalı, eğer uyarlama yapılacaksa da bu ifade edilmeli. Ancak dizimiz nedense bu konuda pek rahat davranıyor.

 

Twilight Alacakaranlık Kristen Stewart Robert Pattinson

 

5-Komediye evrilen “supernatural” karakterler: Şahmaran hikayesini Alacakaranlık serisine yediren dizide Maran’ın ailesi, Addams Ailesi ile Twilight serisinin Cullen ailesinin bir harmanı. Hatta bir sahnede Maran’ın kendi ağzından, “Addams Ailesi gibiyiz,” cümlesini duyuyoruz.

Üstelik de bu Addams Ailesi’ni çağrıştıran hava, Şahmaran dizisinin dramatik yapısına hiç uymuyor. Her şey aşırı ciddiyken birdenbire karşımıza Adanalı Cullen/Addams aileleri karması çıkıveriyor.

Şahmaran

6-Görsel efektlerde zayıflık: Yerli bir supernatural hikaye yapmak için yola çıkılmışken bu da hakkıyla yerine getirilemiyor.Yılanların geldiği sahnelerde ormanda verilen duman, küçük düğün salonlarında yapılan aynı tarz gösterilerden ileri gitmiyor. Bu kadar bütçe ayrılmışken nasıl bu kadar zayıf kalınır akıl almıyor.

Daha küçük bütçeli inli, cinli projelerde bile bunlardan iyisini gördük. Görüntü yönetimi olarak renkler bir tuhaf, bazı konuşmalar da hiç anlaşılmıyor.

 

Şahmaran

 

7-Başarısız mekan kullanımı: Adana çok özgün bir coğrafyaya sahipken, mekan kullanımında sınırlı kalınıyor.

“Marların mahallesinde” geçen sahnede mekan ve yardımcı kastta yer alan, o kısa sekansta bile etkili olan oyuncular çok daha fazla kullanılabilirdi. Dizi nedense bu fırsatı da tepmiş, burada sahne çekmeyerek konuyu da çeşitlendirme şansını yitirmiş gözüküyor.

Şahmaran Serenay Sarıkaya

8-Kostüm dizaynı faciası: Serenay Sarıkaya’nın canlandırdığı Şahsu karakterinin tek sorunu botları değil. Başrolde olmasına karşın, dizideki en rüküş karakter unvanını da taşıyor.

Modası geçmiş elbiseler, zevksiz deri yelekler, soluk tonlardaki etekler, korkunç kesimli pantolonlar, bir de bunlarla kombin edilen tozlu botlarıyla Şahsu tam bir facia. Buna mukabil Ural, Diba, Maran, Cihan, hatta Davut Dede çok daha zevkli giyiniyor.

 

Şahmaran Serenay Sarıkaya

 

9- Mustafa Uğurlu mucizesi: Dizideki oyunculuklara gelecek olursak en başa Mustafa Uğurlu’yu yazmak gerekiyor. Bu kötü senaryolu, dağınık, savruk dizide öyle bir mucize yaratıyor ki adeta kendi filmini oynuyor.

Uğurlu’nun bulunduğu sekanslarda izleme keyfi neredeyse değişiyor. Salih karakterini canlandıran Mehmet Bilge Aslan ile eşi Medine rolündeki Elif Nur Kerkük’ün de katkılarıyla ortaya hoş bir seyirlik çıkıyor.

Şahmaran Serenay Sarıkaya Mustafa Uğurlu

10-Serenay Sarıkaya bu defa fena değil: Ekrana ilk adım attığı projelerde izleyiciye saçını, başını yolduran, mesela Fi dizisinde “Ş” olarak telaffuz ettiği “S” harfleriyle rahatsız eden Serenay Sarıkaya’nın gayretini takdir etmek lazım.

Oyunculuğunu geliştirmek için çaba sarf eden, müzikallerde rol alarak farklı kulvarlarda da koşmaya başlayan Sarıkaya, diksiyonunu neredeyse düzeltmiş, oyunculuğu da izlenebilir bir hal almış.

Fi Duru Serenay Sarıkaya

Eşlikçilerine gelince son dönemin yükselen aktörlerinden Burak Deniz, Ferzan Özpetek’in yeni projesindeki tek Türk oyuncu olmayı da başardı.

Rol aldığı film ve dizilerde oyunculuğuyla dikkatleri üzerine çeken Deniz, burada da çok parlamasa dahi üzerine düşeni yapıyor. Dizi ise popüler aktörün vücudunu bol bol göstererek dikkat çekmeyi hedefliyor.

 

Şahmaran Burak Deniz

 

Cihan rolündeki Mert Ramazan Demir ise fazlaca bir varlık gösteremiyor. Kimi zaman ise fazla “teatral” hallere bürünerek iyice işi karıştırıyor.

Teatral demişken iki tecrübeli oyuncu Mahir Günşiray ile Hakan Karahan’ın, bazıları Ebru Özkan eşliğindeki sahneleri ise Shakespeare dramalarını andırıyor. Metindeki tuhaf cümleler yüzünden bu üç usta oyuncunun sahneleri neredeyse güldürüyor.

 

Şahmaran Mert Ramazan Demir

 

Son olarak ailenin kızları Diba (Berfu Halisdemir), Hare (Nilay Erdönmez) ve Bike’nin (Nil Sude Albayrak) sahneleri tam anlamıyla dökülüyor.

Nispeten Hare rolündeki Nilay Erdönmez rolünün hakkını verme çabasına girerken, güneş gözlükleriyle evlere şenlik Bike ile tuhaf jest ve mimikleriyle Diba garip performanslar gösteriyor.

 

Şahmaran Ebru Özkan

 

11- O çok konuşulan sahne: Dizide bolca göle giren Serenay Sarıkaya’nın “suyun dışında” bir sahnesi var ki günlerdir medyayı meşgul ediyor.

Şahsu’nun düşünde bir yılan koynuna girerken, yılanı Maran’ın uzvu yerine koyan Şahsu bundan zevk alıyor. Burası çok eleştirilmiş ama aslında mevzuya uyan az sayıda sahneden biri.

 

Şahmaran Serenay Sarıkaya

 

12-Her şeyi son bölümde çözme çabası: Şahmaran senaristi konuyu bilinçli olarak sündürdüğü için dizi, bölümler boyunca neredeyse hiçbir şey anlatmıyor.

Ancak nedense dizinin finalinde, arka arkaya bütün sorulara cevap bulmaya çalışılıyor. Gelişmeler birbiri ardınca sıralanırken, her şeyi öğrendiğimizde de yine de bir bulamaçtan başka bir şeyle karşılaşmıyoruz.

Şahmaran Burak Deniz

13-Lilith burada ne arıyor?: Ancak finalde takıldığım bir noktaya değinmeden geçemeyeceğim. Musevilik ve Hıristiyanlık apokrif inanışlarına göre Hazreti Adem’in ilk eşi olan Lilith, Adem’in kendisine eşit olduğunu söyleyerek onu terk ettiği için dinlerin nazarında lanetli kabul ediliyor.

Lilith

Lohusaların rüyalarına girerek zarar verdiği için Museviler yeni doğurmuş anneleri evde yalnız bırakmazken, eski Türk inanışlarında da gizemli, mor veya kızıl saçlı olduğuna inanılan Lilith “Al Bastı” veya “Al Karası” isimleriyle biliniyor.

Ancak tüm bu anlatılanların elbette konuyla, daha doğrusu Şahmaran efsanesiyle hiçbir ilgisi bulunmuyor. Senaristin bu miti alıp diğerinin içine canının istediği gibi zerk etmesi her şeyin üzerine tüy dikiyor.

 

Şahmaran

 

14-Bu son olsun: Netice itibarıyla konusu dağınık, mesajı bir yere varmayan, anlatmak için yola çıktığı efsanenin içini dolduramayan, başka eser ve filmlerden bolca alıntılar yapan, bazı oyuncularının çabalarına rağmen bir yere varamayan bir hikaye var karşımızda.

Netflix’in yerli projelerinin başarısızlıklarına alıştık. Ancak bunca bütçe havaya savrulurken, bunlardan çok daha iyi projelerin böylesi platformlarda yer bulamaması üzücü. Umarım bu son olur.

Şahmaran Burak Deniz

3 Yorumlar: "Şahmaran: Adana Adana olalı böyle zulüm görmedi"

  • comment-avatar
    Şükret Altay 24 Ocak 2023 (16:40)

    Atiye’yi de büyük bir sabır ve gayretle ve başladım bari bitireyim diye zorla izlemiş ve ne anlatıldı,mesajı neydi,Atiye rüya mı gördü yoksa deli mi vb birçok sorularla başbaşa kalmıştım.İkinci bir benzer Atiye vakasına katlanamayacağım.Yorumunuz için çok teşekkürler.
    Her zamanki gibi çok sevgiler.

  • comment-avatar
    Atila 24 Ocak 2023 (16:43)
  • comment-avatar
    Eda bayar 25 Ocak 2023 (23:22)

    Yani çoğu şeyi eleştirmek icin yazmışsınız, ilk baştan otelde küvet olmadığı için değil küvetli odayı ayiracaklardi onun için laf ediyor, sürekli bot giymiyor, kıyafet konusu subjektif bir şeydir, ben bayıldım kıyafetlere ve hep aynı tarzdaydi, herhangi bir çelişki yoktu, dizi eleştirirken bu niye eleştirilir bilemedim, ses ve görüntü konusunda netflix Türk dizilerinde yapamıyor evet, fantastik konularda da yeni yeni deniyoruz en azından diğerlerinden iyi diye düşünüyorum, her şeyi sonuna kadar eleştirmek yapıcı değildir, eleştiri olumlu da olmalı

Yorum yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacaktır.