Netflix’teki Türk dizileri neden sınıfta kalıyor?

Burcu B. Bilgin

Türkiye’de ve dünyada en çok tercih edilen dijital platform olan Netflix’te bir çok ülkenin kendi dillerinde çektiği diziler ve filmler, izleyiciyle buluşuyor.

Bunların içinde La Casa de Papel, Squid Game, Bridgerton, Élite, Dark, Dix Pour Cent gibi çok ilgi uyandıran yapımlar olsa da dikiş tutturamayanlar da oluyor.

 

Netflix çoğu zaman kaliteli dizileri de işin bütçesi ile seyirci sayısını oranlayarak yayından kaldırabiliyor. Mesela Marco Polo, The Kominsky Method, Dead to Me, Dear White People gibi dizileri seyircisi de olmasına karşın iptal edildi.

Netflix’in Türkiye ayağında çekilen dizilerde ise bir türlü maya tutmuyor, bir şeyler hep eksik kalıyor. Peki Netflix’teki yerli yapımlarımız neden bir türlü olamıyor? Bunun olası sebeplerini sizler için tahlil ettim:

Atiye Beren Saat

-Bilmediğimiz sularda yüzüyoruz: Türkiye’de bugüne kadar denenmemiş veya az denenmiş bazı türler olduğu aşikar. Mesela bilim kurgu, doğaüstü ve fantastik yapımlar şimdiye kadar pek çekilmemişken hiç bilmediğimiz bir konuda Netflix’e dizi çekme ısrarını sürdürüyoruz.

Örnek vermek gerekirse daha ilk yerli proje olan Hakan: Muhafız dizisinde çuvallanması da bu nedenden ileri geliyor. Üstelik de dizinin uyarlandığı Kara Kalem ve Bir Delikanlının Tuhaf Hikayesi kitlesini yaratmış bir roman.

Hakan Muhafız Çağatay Ulusoy

Bu diziyi ekrana getirirken başarılı bir senaryo yazılamamış olması yüzünden serinin ilk sezonu pek çok soruna yol açtı. Yönetmenler ayrıldı, her bölümde başka bir yönetmenle çalışıldı, görsel efektler başarısızdı, resmen gülünç duruma düşüldü.

Son yılların başarılı oyuncularından Çağatay Ulusoy dahi projeyi kurtaramadı. Sözgelimi aynı oyuncunun Blu TV için çektiği Çağan Irmak imzalı Yeşilçam dizisindeki performansının oturmuşluğuna baktığımızda da bunu görüyoruz.

Hakan Muhafız

Kalemimiz olmayan bir konuya, hem de ilk projeden kalkışınca ekip de proje de oyuncu da yıpranıyor. Arkasında ülke sinemacılığı adına böyle “ölü doğumlar” ortaya çıkıyor.

Ancak elbette ki uslanmadık. Aynı hataya Şengül Boybaş’ın Dünyanın Uyanışı isimli romanından uyarlama Atiye ile düştük. Bu defa işin içine kötü oyunculuklar da girince nurtopu gibi bir kötü projemiz daha oldu.

Atiye Beren Saat

Aynı hata son günlerde başarısızlığıyla üzerinde konuşulan Yakamoz S-245 ile de tekrarlandı. Yabancı uyarlamaları bolca izlenmiş bir konuda topa girip kötü bir senaryo, oyuncuların zorla sete sürüklenmiş gibi göründüğü bir hava ve bolca mantık hatasıyla ortaya çok berbat bir dizi daha çıkardık.

Yakamoz S-245 Kıvanç Tatlıtuğ

-Senaryolar çok tutarsız ve yapay: Netflix’e dizi çekilirken senaristlerimiz nasıl bir stres altına giriyorlarsa sanki ömürlerinde ilk kez kalemi ellerine almış gibi davranıyorlar.

Evet, ana akım televizyon kanallarına dizi yazılırken sürelerin uzun olması, konunun ağdalı biçimde uzaması, temcit pilavı gibi aynı meselelerin ekrana getirilmesi gibi sorunlar var. Ama daha özgür çalışılabilecek dijitalde neden bu yapılıyor?

Fatma Burcu Biricik

Mesela fikir olarak son derecede ilgi çekici olan Fatma gibi bir dizinin senaryosu yazılırken onlarca mantık hatası yapıldı. Fatma süper kahraman gibi gösterilip bir çok sahnede detaylara dikkat edilmedi, hikayenin bir cinayetler serisini işlediği gözardı edilerek seyircinin zekasıyla dalga geçildi.

Dolayısıyla burada da aslında iyi bir oyuncu ve konu buluşturulmuşken senaryo yüzünden dev gibi bir fırsat kaçırılmış oldu.

FATMA DİZİSİNDEKİ 15 MANTIK HATASI

Fatma Burcu Biricik

 

-Yabancı seyirci izlesin diye hata üstüne hata: Galiba buradaki sorunun temelinde bir nevi sahne korkusu mevcut. Açıkçası benim izlenimime göre Netflix’e dizi çekerken “Yabancı seyirci LCDP veya Squid Game gibi bizi bir tutarsa resmen yırttık,” kafasına giriliyor.

Ancak unutulmaması gerekir ki sözü edilen her iki projenin de orijinal fikirler ve başarılı senaryolarla, hem yerel, hem de uluslararası ölçekte düşünülerek ekrana getirildikleri açık. Elbette onların da hataları ve sevapları var ama bizim çektiğimiz projelerle de aralarında dağlar kadar fark var.

La Casa de Papel

-Aynı yapım şirketlerinde ısrar ediliyor: Aslında sadece projeyi çekenlerde değil Netflix Türkiye’nin yönetilişinde de bir sıkıntı var.

Türkiye’de sadece belli, başlı, şimdiye kadar ana akım kanallara da çok iş çekmiş, büyük dizi şirketlerine işler veriliyor. Böyle olunca da bu garantici şirketlerin şimdiye kadar Türkiye’de çektikleri projeler belli olduğu için bir arpa boyu yol gidilemiyor.

 

Atiye Mehmet Günsür

 

Mevzubahis şirketlerin şimdiye kadar mesela bir Blu TV’deki Bozkır, Pavyon, Puhu TV’deki Şahsiyet ya da Exxen’deki Gibi’ye benzer diziler çekmişlikleri yok. Çünkü deneysellik ve yeni fikirler yok.

Hal böyleyken şimdiye kadar sadece ana akım kanallara ağdalı dramlar çekmiş şirketlere bir de fantastik, doğaüstü ya da bilim kurgu türlerinde diziler çektirilirse sonuca şaşırmamak gerekiyor.

Şahsiyet

-Kendi konularımızı da ekrana yanlış getiriyoruz: Hadi bilmediğimiz konularda başarısız oluyoruz da yerel ölçekli düşününce başarılı mıyız? Mesela kendi tarihimizi, kültürümüzü, ülkemizi anlatan konuları yabancı izleyiciye nasıl anlatıyoruz? Yazık ki burada da Netflix dizileri kocaman bir sıfır alıyor.

Rise of Empires: Ottoman dizisinde Türk tarihini, Yakamoz S-245 dizisinde Türkiye’de askeri sistemin dinamiklerini yabancı kamuoyuna yanlış aktararak kendi ayağımıza da sıkıyoruz. Hakan: Muhafız dizisinde İstanbul’u tanıtmakta bile aciz kaldık.

 

Rise of Empires Ottoman

 

-İsim yapmış oyuncu her şey sanılıyor: Dünyada yönetmen, Türkiye’de oyuncu sineması var ve bu bir türlü değişmiyor. Başarılı ve/veya ünlü bir oyuncu bir proje için kilit sanılıyor.

Hakan: Muhafız dizisinde Çağatay Ulusoy, Fatma dizisinde Burcu Biricik, Yakamoz S-245 dizisinde Kıvanç Tatlıtuğ gibi isimlere yaslanarak proje kurtarılmaya çalışıldıysa da başarısız olundu.

Hakan Muhafız Çağatay Ulusoy

Diğer taraftan yıllardır şöhret sahibi olmalarına karşın kötü oyunculuklarını düzeltme konusunda bir arpa boyu yol gidememiş isimlerde de Türk dizi sektörünün ısrarı sürüyor. Bu durum Netflix’e dizi yaparken de değişmiyor.

Pera Palas’ta Geceyarısı dizisinde Hazal Kaya, Atiye dizisinde Beren Saat, Rise of Empires: Ottoman dizisinde Tuba Büyüküstün, Kulüp dizisinde Barış Arduç ilk etapta aklıma gelenler.

Kulüpl İsmet Barış Arduç

-Yerli dijital platformlar orijinal yapımlarda daha başarılı: Yerli dijital platformlar, orijinal yapımlarda Netflix’teki Türk dizilerinin fersah fersah önünde gidiyor.

Puhu TV yapımı Şahsiyet ile Fi, Blu TV yapımı Bozkır, Alef, İlk ve Son, Yeşilçam, Masum, 7Yüz, Pavyon, Yarım Kalan Aşklar, Exxen yapımı Gibi, Gain yapımı 10 Bin Adım, türlerinde çok başarılı, fikir olarak orijinal, senaryo olarak tutarlı, Türkiye’deki dizi sektörünün yüz akı işler oldu. Bu yapımların bazılarından Türkiye’ye uluslararası ödüller de geldi.

İlk ve Son Özge Özpirinçci Salih Bademci

-Netflix’in izlenilirliğine güveniliyor: Aslında diğer dijital platformların işlerinin başarısına karşın Netflix’e götürülen projelerin yüzde seksen çuvallamasının sebebi ayrıca bir tür kolaycılıktan kaynaklanıyor.

Büyük şirket, bol para, isim yapmış oyuncu artı Netflix’in izlenme oranının her şeyi çözeceğine dair inançtan, bir nevi kendini dev aynasında görmekten kaynaklanıyor.

Netflix

“Nasıl olsa Netflix dünyanın pek çok ülkesinde olduğu gibi Türkiye’de de en çok abonesi olan platform, oyuncular da parlak, reklamı basar, sosyal medyada da kitlenin gözünü boyarız, her şey biter, gider,” anlayışıyla hareket edildiği sürece bu tablonun değişeceğini sanmıyorum. Bu bir şark kurnazlığı çünkü.

Zira bahsettikleri kitle de sandıkları gibi sadece reklamla gözü boyanacak cinsten değil. Bunu görmek için bu projelere yerli izleyicinin Imdb’de verdiği puanlara, Ekşi’deki veya sosyal medyadaki yorumlara bakmak kafi.

Kulüp Selim Songür Salih Bademci

-Halbuki Netflix’in tahtı da sallanıyor: Diğer taraftan Netflix’in parasına ve abonesine güvenen yerli yapımcılara kötü bir haberimiz var.

Pandemi süresince insanlar evde otururken sinemaya gitme alışkanlığının azalarak yok olacağına güvenen, evlerde karantina altındaki milyonların sıkıntıdan abonelik yaptırmasını ömür boyu böyle sürecek sanan Netflix, üstüne zammı da basınca 2022’nin ilk çeyreğinde tüm dünyada total 200 bin aboneyi kaybetti. Bu erime sürüyor.

Hasan Minhaj Netflix

-Çünkü diğer platformlar geliyor: Netflix’in başına bu facianın gelmesi bir tarafa dijital platformlar dünyasının yeni aktörlerinin yeni projeleri de gümbür gümbür geliyor.

Disney Plus ve Apple TV’nin rekabetiyle eli giderek daralmaya başlayan Netflix, bir dönem Game of Thrones ile kendilerine kök söktürmüş, ezeli ve ebedi rakibi HBO’nun güçlenmesiyle de sıkıntı çekiyor. Bu üçlünün 2022 yılında ülkemiz pazarında da giderek aktif olacağını, HBO’nun da bu sene sonuna kadar Türkiye’de gösterimde olacağını duyurayım.

Jon Snow Daenerys Targaryen Game of Thrones

-Başarılı olan üç projenin sırrı ne?: Şimdi hep olumsuz konuşmayalım ve gelelim Netflix’in başarılı işlerine. Dijital platform, izleyiciden de artı puan almış üç projesiyle nitelikli Türk dizisi çekilebileceğini gösterdi.

Bunlardan ilki Berkun Oya imzalı Bir Başkadır isimli mini dizi. Çok sayıda iyi oyuncuyu bünyesinde toplamış, senaryosu tutarlı ve orijinal, doğal bir akışı olan bu dizinin Netflix’e çekilmiş en iyi yerli proje olduğunu söyleyebilirim.

BİR BAŞKADIR DİZİ ELEŞTİRİSİ

Bir Başkadır Öykü Karayel Meryem

Yine bir başka başarılı proje olan Kulüp, Türkiye’nin en kara sayfalarından biri olan 6-7 Eylül olayları döneminde bir gece kulübünde yaşananları konu alıyor.

Aynı zamanda tarihin sıkıntılı bir kesitini de işlediği için zor bir konuyu işleyen dizi, kimi tarihçilerden bazı düzeltmeler alsa da temelde sınıfı geçti. Kulüp, tarihsel boyutu bir yana konusu, senaryosu, oyunculukları, sanat yönetimi ve sinematografisiyle de olumlu yorumlar aldı.

KULÜP DİZİ ELEŞTİRİSİ

Kulüp Gökçe Bahadır Matilda

 

Senaryosu Hakan Günday imzalı Uysallar, kara mizah ve kapalı montajlarla farklı türlerdeki roman ve filmlere selam duran bir yerli diziydi.

Şahsiyet’in de senaryosunu yazan Günday’ın Daha filminde çalıştığı yönetmen Onur Saylak ile yeni işbirliği meyvelerini verdi. Çok sağlam oyunculardan oluşan kadrosu, titizlikle yazılmış senaryosu, minik aksamalara rağmen iyi giden temposuyla Uysallar, Netflix’e yapılmış bir başka iyi işti.

UYSALLAR DİZİ ELEŞTİRİSİ

Uysallar Öner Erkan

-Sorunun çözümü nerede?: Bundan sonra da sadece Netflix’e değil diğer uluslararası yabancı platformlara da yerli diziler çekileceği düşünülürse soruna mutlaka bir çözüm bulunması gerekiyor.

Aslında önümüzdeki yol çetin olsa da formül belli. İyi bilmediğimiz sulara atlamayıp boğulmamak, eğer bunu yapacaksak iyi araştırıp elimize, yüzümüze bulaştırmamak, sadece oyuncu kadrosuna bel bağlamamak, dijital platformların izlenilirlik oranlarına sırtını dayamamak, orijinal fikirler bulup iyi işlemek, farklı yapım şirketlerinin projelerine de şans tanımak, kendimizi, kültürümüzü, tarihimizi iyi işlemek, kısacası kendimiz olabilmek.

Bütün bunlar yapılırsa aşılamayacak engel yok aslında. Altın Ayı’lı, Altın Aslan’lı, Emmy ödüllü projelerimiz, oyuncularımız var. Yeter ki iyi etüd edip yolumuzda öyle ilerleyelim.

 

Haluk Bilginer Emmy

 

Yorum Yapılmamış: "Netflix'teki Türk dizileri neden sınıfta kalıyor?"

    Yorum yap

    E-posta adresiniz yayınlanmayacaktır.