Roma: 2018 yılının en iyi filmi

Burcu B. Bilgin

(9/10)

Geride bırakmaya hazırlandığımız 2018, geçen birkaç seneye nazaran sinema adına daha iyi işlerin yapıldığı bir yıl oldu. Netflix ile eş zamanlı olarak sinemalarda vizyona giren Alfonso Cuaron imzalı Roma da bunlar arasında başı çeken, ”başyapıt” nitelemesini hak eden bir film…

Baştan söyleyeyim filmi sinemada izleyemediğimden Netflix’i tercih ettim. Ama izledikten sonra sinemada görülmesinin çok daha doğru olduğunu anladım, seyretmeyenlere bunu tavsiye ederim.

Yerçekimi ve Son Umut filmleriyle dikkati çeken Cuaron, Roma’nın senaryosunu kendi çocukluğundan esinlenerek yazmış. Film, Cuaron ve kardeşlerinin bakıcıları Liboria ”Libo” Rodriguez ile Meksika’da geçen çocukluğunu şiirsel bir dille beyazperdeye getiriyor.

Roma

Roma, 1970’li yılların başında geçiyor. Nostaljik hatıraları  ”siyah-beyaz” anlatan film, son yıllarda gördüğüm en iyi açılış sekanslarından birine imzasını atıyor.

Filmin başlangıç jeneriğini, yıkanan bir terası defalarca dökülen sular, köpükler, gri bir gökyüzü ve sabunlu suların üzerindeki yansımalarla akıtan Cuaron, öyküsünün içinde de su ve köpükleri metafor olarak yeniden kullanıyor.

Roma film Alfonso Cuaron

Filmin merkezinde Cuaron ailesinin bakıcısı Libo’dan esinlenilen Cleo (Yalitza Aparicio) var. Meksika’nın yerlisi Miksteklerden olan yoksul Cleo, düşük gelir seviyesine sahip semtlerde oturanların ”Roma” diye adlandırdığı zengin mahallesindeki ailenin sadece çocuklarına bakmıyor, evdeki bütün işlerini üstleniyor.

Roma film

Sofia (Marina de Tavira), eşi Antonio (Fernando Grediaga) ve çocukları, Cleo’yu aileden biri olarak görüyor. Çocukların yaşamında vazgeçilmez bir yere sahip olan Cleo, köpeğin bakımı, dışkısının temizlenmesi, çamaşır, bulaşık, evin genel temizliği, akla gelecek ne kadar iş varsa hepsinin üstesinden büyük bir sükunetle geliyor.

Akşam ise arkadaşıyla kendi dillerinde yaptıkları sohbetler ve ufak egzersizlerle günün yorgunluğunu atarken halinden hiç şikayetçi olmuyor.

Roma film

Aile üyelerince çok sevilse de evin hanımı, mesela köpek dışkısının temizlenmemesi gibi nedenlerle Cleo’ya bağırabiliyor, o ise sessizce içeri gidip pislikleri atıyor.

Bu sınıf çatışmasını öykünün akışı içinde çeşitli sahnelerde başarıyla işleyen filmdeki aile çalışanları kadar köpeklerine de tuhaf biçimde bağlı! Öyle ki yılbaşı kutlaması için gittikleri Sofia’nın kardeşinin evinde ölmüş köpeklerin kesik başları, av hayvanları gibi duvara asılarak sergileniyor.

Roma film Alfonso Cuaron

Cleo, en yakın arkadaşının sevgilisiyle kuzen olan Fermin (Jorge Antonio Guerero) ile aşk yaşıyor. Başta iyi giden ilişkileri, sarsıcı bir gelişmeyle bozuluyor.

Bu sırada eş zamanlı olarak evin hanımı Sofia’nın kaderi de Cleo ile aynı yönde gelişiyor. Her iki kadın da kendilerini bir anda yapayalnız buluyor, güçlüklere göğüs germek zorunda kalıyorlar.

Roma film

Böylece Cleo ile Sofia arasındaki bağ aslında güçleniyor. Cleo’ya bu güç durumunda yardım elini uzatan da evin hanımı Sofia oluyor.

Kendi ayakları üzerinde durmak zorunda kalan Sofia ise kocasının garaja bir türlü sığmayan kocaman arabasıyla işine gidip geliyor, durumu çocuklarına belli etmemeye uğraşıyor. Film, feminist mesajlarının altını sık sık kalın bir çizgiyle çiziyor.

Roma film

Cleo’nun yaşadıkları aslında sevgilisiyle aralarını açmakla kalmıyor, sınıfsal olarak ”aşağıda” oluşu evin sakinlerince dile getirilmese de ilk kez net biçimde Fermin tarafından Cleo’nun yüzüne vuruluyor.

Fermin, Cleo’ya, ”Ağzını, yüzünü dağıtırım pis hizmetçi” diyerek ait olduğu yeri feci biçimde ona anımsatıyor.

Roma film

1970’lerin Meksikası’ndaki çalkantılı siyasi ortamın da işlendiği filmde, Fermin, aslında hükümet desteğiyle halka karşı silahlandırılan, sivil ve gönüllülerden oluşan Los Falcones’in üyesi.

Cleo, 1971’de çıkan öğrenci isyanı ve akabinde gelişen Corpus Christi Katliamı’nın tam ortasında çaresiz biçimde kalıyor. Bu sekansta Cleo, Fermin’i çok sarsıcı bir şekilde belki de son defa görüyor.

Roma film

Deprem, yangın, ailenin sorunları ve kendi yaşadıklarına büyük tepkiler vermeyip her şeyi uysallıkla karşılayan Cleo, sonunda büyük bir kırılma yaşıyor. Gücünün tükendiğini düşündüğü noktada ise yine Sofia, aldığı büyük bir kararla tüm aileyi kenetliyor.

Bu noktada başta sözünü ettiğim köpük ve sular, finale doğru deniz sahnesinde tekrarlanıyor. Köpük köpük yıkanan teras gibi azgın denizin sularıyla sıkıntılar yerini mutlak sevgiye bırakıyor.

Roma film

Kitapları bırakıp yerine kitaplığı seçen kocasının bir türlü garaja sokamadığı arabasını satarak küçük bir otomobil seçen Sofia, yeni bir yol seçerken Cuaron, Sofia’nın hayatına uymayan kocaman otomobili biten ilişkisinin metaforu olarak  kullanıyor.

Toplam 2 saat 15 dakika olan filmin kapanış jeneriği de açılış sekansındaki sahne gibi mesajını güçlü biçimde veriyor.

Roma film

Görüntü yönetimi açısından üst düzey olan Roma’da geniş açılı kamera kullanan Alfonso Cuaron, askeri bandonun geçişi, sokak satıcıları gibi kimi sahnelerde de artan sesle bu sahneleri kuvvetli kılıyor.

Film, 1970’lı yılların Meksika’sında hatıralar arasında gezerken yumuşak anlatımına karşın, feminizm, sınıf çatışması, dönemin siyasi çalkantıları, kadın dayanışması, kadına karşı duygusal şiddet gibi konularda mesajlar veriyor.

Roma film

Netice itibarıyla Roma, yönetmenin dehasını ortaya seren, görüntü yönetimi açısından görsel bir şölen sunan, mesajlarını anlatımı içine serpiştirerek başarıyla veren, şiirsel anlatımıyla gerçek bir baş yapıt.

Şimdiden 42 ödülü bulunan film, Altın Ayı kazandı, Altın Küre’ye aday oldu, Oscar adaylığına, hatta alabileceğine ise kesin gözüyle bakılıyor. Mutlaka seyretmenizi tavsiye ederim. Netflix’i ise Roma gibi filmleri desteklediği için ayrıca kutlamak lazım.

Alfonso Cuaron

 

2 Yorumlar: "Roma: 2018 yılının en iyi filmi"

  • comment-avatar
    Gülşen Negiz 3 Ocak 2019 (19:36)

    Nihayet izledim, çok etkileyici bir film, haklısınız sinemada izlenmeli. Tekrar teşekkürler Burcu Bilgin. Tedavi olmamış bir hiper aktif olan benim için sadece biraz ağır akıyor.

    • comment-avatar
      sinekaf 5 Ocak 2019 (13:19)

      Filmin özelliği ağır akması. Evet durağanlıktan hoşlanmayan seyirci için biraz fazla uzun ve ritmi ağır olabilir.

Yorum yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacaktır.

""