Burcu B. Bilgin
(8.0/10)
Pop müziğin kralı Michael Jackson’ın hayat hikayesini konu alan Michael filmi, hazırlık döneminden başlayarak yılın hakkında en çok konuşulan filmi unvanını kazandı.
Tüm dünyada izlenme rekorları kıran filmi izleyip sizler için değerlendirdim:
Resmi fragmanı Youtube’da izlemek için tıklayın
Yönetmenliğini Training Day ile tanınan Antoine Fuqua’nın üstlendiği filmde Michael Jackson’ı ağabeyi Jermaine Jackson’ın oğlu Jaafar Jackson, çocukluk yıllarını ise Juliano Valdi canlandırıyor.
Filmde diğer rollerde Colman Domingo, Nia Long, Jessica Sula, Tre’ Horton, Rhyan Hill, Joseph David-Jones, Miles Teller ve Keilyn Durrel Jones yer alıyor.
Film, Jackie, Tito, Jermaine, Joseph ve Michael Jackson kardeşlerden kurulu olan Jackson 5 topluluğunun Indiana’nın Gary şehrinde temellerinin atıldığı dönemle başlıyor.
Çocuklarının kendisi gibi bir işçi olmaması için uğraşan, ancak bunu yaparken de zaman zaman şiddete sapan baba Joe Jackson’ın (Colman Domingo) beklentilerini karşılamak için çırpınan Jackson Kardeşler içinde daha ilk yıllardan itibaren Michael öne çıkarak parlıyor.
Jackson kardeşlerin çocukluk yıllarında yönetmen Fuqua’nın kadrajına takılan bazı anlar, özellikle ağabeylerinden yaşça küçük Michael’in nasıl zorlandığını gözler önüne seriyor.
MJ’in çocuklar dışarıda kartopu oynarken onları izlerken ancak babası tarafından provaya çağrılması, çocukların babalarının yeterince iyi olmadıklarını söylemesi nedeniyle gecenin bir köründe pijamalarla çalışma yapması, babasına “yeterince iyiydik,” diyen 8 yaşındaki Michael’ın kemerle dövülmesi gibi sahneler, baba Jackson ile ilgili çocuklarının sıkça dillendirdiği şiddet iddialarını beyazperdeye taşıyor.
Çocukluğunu belki de hiç yaşamadığı için bu dönemde tüm yapamadıklarını ilerleyen yıllara taşıyan Michael’ın bu yönde verdiği ilk sinyaller, küçüklüğünde çarşafın altında el feneriyle Peter Pan hikayesini okumasıyla veriliyor.
Amiyane tabirle “eli para görmeye” başladığı ilk yıllardan itibaren evi bir doğal yaşam parkına çeviren Michael Jackson, egzantrikliğini giderek artırıyor.
Küçükken hamsterı varken, ilerleyen senelerde zürafa, yılan, lama alıyor, hayvan deneyleri yapılan bir laboratuvardan kurtardığı Bubbles adlı maymunu sahipleniyor. Meraklıları için buraya not düşelim Bubbles halen hayatta, 43 yaşında ve maymunların doğal ortamda yaşamlarını sürdürdüğü Center for Great Apes adlı merkezde bakım görüyor.
Tam bir huzurlu emeklilik hayatına sahip olan Bubbles, çevreden izole, diğer maymunlarla birlikte yaşamını sürdürüyor. Filme de CGI aracılığı ile eklenen Bubbles, aile üyeleri tarafından ziyaret ediliyor. Bunlar arasında Jaafar Jackson da var.
Aynı şekilde evindeki odasını, daha sonra tüm evini kocaman bir parka çeviren, hatta Neverland adlı bir çiftliği de bulunan Michael Jackson’ın oyuncak merakının başladığı ilk yıllara da gönderme yapılıyor.
Jackson’ın özel koruması ve şoförü Billy Bray (Keilyn Durrel Jones) ile oyuncakçıya gittikleri sekansta bu hevesinin zirve yaptığı anlara tanık oluyoruz.
Şöhretin getirdiği yalnızlık ve kalabalık içinde çekingen olması bir tarafa Michael Jackson’ın bu çocuksu tarafı sebebiyle erkek kardeşleriyle de ortak zevkleri paylaşmadığına filmde vurgu yapılıyor.
Yaşıtlarının sürekli fotoğrafını çekmesi veya imza istemesi sebebiyle yalnızlığa itilen Michael, Charlie Chaplin filmleri izlemeyi seviyor. Annesiyle Chaplin’in Modern Zamanlar filmini izlediği sahne ise hem ünlü şarkıcının yalnız dünyasına, hem de annesiyle güçlü iletişimine vurgu yapmasıyla filmin önemli dokunuşları arasında yer alıyor.
Senaryo örgüsünün biraz kopuk olması, Michael filminin eleştirilebilecek yönleri arasında yer alıyor. Sahneler bir akış içinde ilerlemiyormuş da bütünün içinde yüzüyormuş havası yarattığından zaman zaman kronolojik olarak MJ’in hayatının neresinde olduğumuz sorgulamak durumunda kalıyoruz.
Benzeri bir durum, Queen topluluğu ve Freddie Mercury’nin yaşamını anlatan Bohemian Rhapsody filminde de hissedilmiş, o filmde de kimi kronolojik kopukluklar yaşanmıştı.
Zayıf yönü bu olsa da Jackson Five döneminden başlayıp Michael Jackson’ın solo kariyerine adım atmasıyla devam eden müzikal sahneler Michael filmini buradan alıp yukarı taşıyor.
Teknik yönden çok üst düzeyde olan bu sahnelerde Jaafar Jackson’ın müthiş performansı sayesinde karşımızda Michael Jackson’ı canlandıran birini değil Michael Jackson’ın neredeyse ta kendisini görüyoruz.
Michael Jackson’ın müzikal yolculuğundaki çok önemli bir kilometre taşı olan Thriller albümünün doğuşunu anlatan sekansları, filmin belki de en güçlü kısımlarını oluşturuyor.
Televizyonda gördüğü çete savaşlarından etkilenen Jackson’ın gerçek çete üyeleri ile Beat It şarkısının klibinde buluşması, odasının duvarlarına şarkı sözleri için notlar düşmesi, şarkı isimlerini post-itler ile duvara yapıştırması, bunların içinde dönüp durması her sanatçının önemli bir eser çıkarırken yaşadığı doğum sancılarını çarpıcı biçimde beyazperdeye getiriyor.
Yine Thriller klibinin çekim aşamalarının konu edildiği sahneler de filmin en vurucu bölümleri arasında. Michael Jackson’ın “moonwalking” başta olmak üzere ünlü dans figürlerinin nasıl ortaya çıktığını da izlerken, kostümlerin ve müziklerin de etkisiyle güçlenen bu sahneler filmin zirvesini oluşturuyor.
Jacksonmania’nın ortaya çıktığı ilk yıllarda sokaklarda dizilmiş otomobillerin üzerine çıkan Michael Jackson’ın buradan hayranlarını selamlamasının ardından MJ sayesinde müzik tarihinin de yavaş yavaş değişimine de dönüşümüne de şahit oluyoruz.
Michael Jackson’ın yükseliş yılları olarak tanımlayabileceğimiz bu dönemde Jackson’ın sayesinde siyah sanatçıların da MTV müzik kanalında nasıl yer edinmeye başladığı da filmin değindiği konular arasında.
CBS Records Başkanı Walter Etnikoff’un, MTV’yi telefonla arayıp sinkaflı bir şekilde eğer 10 dakika içinde Billie Jean’i yayınlamazlarsa olabilecekleri sıraladığı eğlenceli sahnede Etnikoff rolünde Mike Myers’ı izlemek de filmin keyifli detaylarından.
Michael Jackson’ın Pepsi reklamı sırasında geçirdiği kaza, hayatının en önemli noktası olabileceğinden filmde izlemek de oldukça vurucu bir deneyim yaşatıyor.
Bu kaza sebebiyle ömür boyu peruk giymek veya şapka takmak zorunda kalan, bu kaza ve yıllar süren sahne performanslarının yaşattığı zorlanma yüzünden ilaç bağımlısı olan, hatta ölümüne de bu ilaçların doktor tarafından yanlış kullandırılmasının neden olduğu Jackson’ın hayatının bu kısmında büyük bir dram gizli ve film de bu kazayı çok iyi yansıtıyor.
Michael Jackson’ın birçoklarınca büyük bir hata olarak yorumlanan son Jackson 5 turnesi nedeniyle yaşadıklarının ardındaki güç olan baba Joseph Jackson ile bağlarının tamamen kopması ile film finale doğru büyük bir hızla evriliyor.
Michael, en iyi hamlesini en sona bırakıp Jaafar Jackson’ın devleştiği “Bad” şarkısının konser performansı ile son bulurken, “Onun hikayesi devam ediyor,” şeklinde de bir not düşülüyor.
Hikayesi devam ediyor demişken Michael filmi konusunda eleştirmenler ile izleyici arasında büyük bir meydan savaşı koptuğunu da belirtmek istiyorum.
Bazı eleştirmenler tarafından “plastip şov” diye tanımlanan, “suya sabuna dokunmadığı”, Michael Jackson’ın “karanlık” diyebileceğimiz yönlerini işlemediği için eleştirilen film, buna karşın inanılmaz bir gişe rekoruna imza atarak sinema tarihine geçti.
Gösterime girdiği ilk hafta sonu 217 milyon dolar gişe hasılatı yapan film, böylece tüm zamanların en iyi açılış yapan biyografi filmi unvanını aldı. Filmin bu yılın en çok izlenen filmi olması bekleniyor.
Toplam bütçesi 155 milyon dolar olan film Türkiye’de de ilk haftasında 21 milyon 789 bin 164 liralık hasılatıyla geçen haftanın en çok izlenen yapımı oldu.
Eleştirmenlere inat filmi gitgide daha da fazla gişe rakamına ulaştırmaya ve imdb, rottentomatoes gibi sitelerde yüksek puanlara ulaştırmaya adeta ant içen izleyici ile eleştirmenlerin ilk karşı karşıya gelişi Michael filmiyle olmadı.
Yıldız Savaşları serisinin ilk filmi, Batman V Superman, Birdman, Jurassic World, Suicide Squad gibi filmler ve hatta Bohemian Rhapsody de benzer sorunlara yol açmış, bu filmlerin hepsi de eleştirmenlerin sözüne kulak asmaya seyirci tarafından gişede rekorla ödüllendirilmişti.
Peki Michael gerçekten eleştirmenlerin kızdığı gibi Jackson hakkında bir aklama filmi mi? 1988 yılının ötesine geçmeyip Michael Jackson’ın ilerleyen yıllarında hakkında ortaya atılan iddiaları, kozmetik ameliyatlarını, evlilikleriyle ilgili söylentileri işlemeyerek bu amacı mı güdüyor?
Aslında bu sorulardan önce şunu sormak gerekiyor: Film 1988 yılının ötesine geçerek bunları işlemeye mecbur mu? Zira bu bir belgesel değil, bir şarkıcının hayatının ilk yıllarına dair bir film. Evet film bu haliyle fazla “steril” kalıyor olabilir. Ancak bir film beyazperdeye getirilirken belgesel gibi tarihsel bir sırayla her gelişmeyi işlemek zorunda değil ve Michael da bunu yapıyor.
Diğer taraftan zaten filmin yapımcılarının Jackson Ailesi olduğunu düşünecek olursak zaten kimi eleştirmenlerin de en baştan bu gelişmeyi beklediğini ve kalemlerinin uçlarını aylar öncesinden sivrilttiklerini söylemek mümkün.
Buna karşın Michael Jackson ile ilgili bu konuların işlendiği bir filmin bu kadar hasılat elde etmeyeceğini ve böylesi bir ilgi uyandırmayacağını en baştan film yapımcılarının da hesap ettiği ortada. Dolayısıyla hayranlar ve yapımcılar açısından bir “win-win” durumu mevcut.
Oyunculuklara gelecek olursak amcası Michael Jackson rolünde Jaafar Jackson kelimenin tam anlamıyla MJ’i tam 17 yıl sonra mezarından çıkarmış, adeta Thriller klibini gerçeği dönüştürmüş gibi görünüyor.
Utangaç bakışlarıyla, gülüşüyle, jest ve mimikleriyle, sahne performansıyla, özellikle de sanki amcası konuşuyormuş gibi hissettiren sesiyle tam anlamıyla Michael Jackson olan 29 yaşındaki Jaafar, belli ki gecesini gündüzüne katarak insan üstü bir çaba sergileyerek bunu elde etmiş gibi görünüyor. Bu sebeple de çok büyük bir alkışı hak ediyor.
Filmde performansıyla dikkati çeken bir diğer isim ise baba Joseph Jackson rolündeki Colman Domingo. Oğullarını şöhret sahibi yapmak için çırpınan bir baba olduğu iddiasına rağmen yöntemleriyle travma yaratan baba Jackson, Domingo’nun yorumuyla başarılı biçimde beyazperdeye geliyor.
Bu arada, yine merak edenler için Michael Jackson ve kardeşleri her ne kadar babalarının yöntemlerini eleştirse de MJ ile babası arasında tam bir kopuş da yaşanmadı. Babasına kırgın olsa da Jackson, hayatının son yıllarına kadar ilişkisini mesafeli de olsa sürdürdü.
Filmin müzikleri ve teknik yönü ise tam anlamıyla dört dörtlük bir seyir ziyafeti sunuyor. Pop müzik tarihine damgasını vuran ve onu sonsuza kadar değiştiren Michael Jackson’ın en ünlü parçalarının yer aldığı film, tam anlamıyla müzikal bir zirve.
Bu arada filmi IMAX salonlarda izlemek de seyir zevkini katlıyor ve bir üst seviyeye taşıyor.
Dolayısıyla Michael, ünlü şarkıcının yeğeni Jaafar Jackson’ın müthiş performansıyla taçlanan, müzikal seviyede üst düzey, konser sahneleriyle devrim yaratan nitelikte, senaryosu yer yer biraz kopuk olsa da yine de izleme keyfini aksatmayan bir film.
Yılın en çok izlenen filmi olmaya aday Michael’i izlemenizi tavsiye ederim.
Bu arada ufak bir not daha ekleyeyim. Filmin başrolündeki Jaafar’ın bu ismi taşımasının sebebi babası Jermaine Jackson’ın sonradan müslümanlığı kabul etmesi.
Jermaine Jackson, bir açıklamasında “Michael da müslüman olsaydı ölmezdi,” demişti. Oğlu Jaafar’ın ise müslüman olup olmadığına ilişkin herhangi bir bilgiye ulaşamadım.



























Yorum Yapılmamış: "Michael: Bir yıldız doğuyor"