Seni Tanıyorum: İzlemeyen daha şanslı

Burcu B. Bilgin

(4.5/10)

Netflix’in uzun süredir duyurularını yaptığı yeni yerli projesi Seni Tanıyorum/Not a Stranger izleyici karşısına çıktı.

Diziyi izleyip sizler için inceledim:

Dizinin resmi fragmanını Youtube’da izlemek için tıklayın

Seni Tanıyorum Elçin Sangu Melis Sezen

Yönetmenliğini Mert Baykal’ın izlediği dizinin senaristi Tuğba Doğan. Elçin Sangu, Ozan Dolunay ve Melis Sezen’in başrolünü üstlendiği dizide diğer rollerde Cemal Hünal, Efe Taşdelen, Murat Garipağaoğlu, Mine Teber, Nergis Öztürk, Arbil Tabur, Esra Şahin, Ada ve Arya Özdemir rol alıyor.

Dizi, doğum yaptıktan sonra çocuğuyla yakından ilgilenmeye çalışan, ancak bu nedenle ara verdiği ressamlığa geri dönüşünü sürekli erteleyen Funda İnal’ın (Elçin Sangu) bu projesini gerçekleştirmek için kızı Mavi’ye (Arya/Ada Özdemir) iyi bir bakıcı bulma çabalarını izlediğimiz sahnelerle başlıyor.

Seni Tanıyorum Elçin Sangu

Bu dönemde bir de önüne çok iyi bir sergi teklifi gelen Funda, çocuğu babaannesine mi bıraksın yoksa şirketten gelen bir türlü beğen(e)mediği dadılardan birini mi görevlendirsin şaşırmışken gittikleri yüzme havuzunda Nazlı Demirci (Melis Sezen) isimli yüzme koçuyla Funda ve kızı Mavi arasında bir dostluk kuruluyor.

Üst üste gelen tesadüfler sonucunda nihayet aradığı bakıcının Nazlı olduğunu düşünen ve onu işe alan Funda, daha ilk gecelerinde yeni bakıcının eşi İlker’in (Ozan Dolunay) geçmişinden “tek gecelik” ilişki kurduğunu söylediği biri olduğunu öğrenmesiyle sarsılıyor. Ancak yeni bakıcı bulmakla bu riski almak arasında bocalayan Funda, riskli bir karar vererek Nazlı ile çalışmaya devam ediyor ve macera başlıyor.

Seni Tanıyorum Ozan Dolunay

Hikayenin buraya kadar olan kısmı, dizinin künyesinde ne kadar “orijinal senaryo” yazarsa yazsın geçmişte izlediğimiz türlü, çeşitli gizemli, tehlikeli, sorunlu dadılar barındıran filmleri çağrıştırıyor.

Poison Ivy, Hands That Rocks Cradle, The Maid, The Housemaid diye başlayıp uzunca bir liste boyunca devam edecek bu yapımlar arasında bir yere yerleşmeye çalışan Seni Tanıyorum, kenarından, köşesinden tadilat yaparak aynı elbiseyi önümüze koyuyor.

Seni Tanıyorum Elçin Sangu

Dizinin ilk bölümü ve ilerleyen üç bölüm süresince ton, gizemli dadıdan başlayıp Netflix’te de örneklerini sıkça izlediğimiz, özellikle İspanya yapımı dizilerde sıkça gördüğümüz romantik/erotik tonlarda geziniyor.

Bir ara Dominic West, Ruth Wilson, Joshua Jackson, Maura Tierney’li The Affair adlı diziyi andıran sularda da gezinen Seni Tanıyorum, Funda, İlker, Nazlı ve işin içine bir noktadan sonra giren Nazlı’nın erkek arkadaşı Emre (Efe Taşdelen) ile beraber malum diziye de selam çakıp yoluna devam ediyor.

Seni Tanıyorum Melis Sezen

Dizi, akışında devam ederken mantık hatalarını da birbiri ardına sıralamakta mahsur görmüyor. Mesela, iyi bir bakıcı bulmak zor, böyle olunca da işe dönmek de imkansız diye düşünen Funda’nın salt bu düşünceyle evliliğini, çocuğunun bakımını, hele hele huzurunu tehlikeye atması çok anlamsız, dahası absürt bile.

Ailenin refah düzeyiyle ilgili soru işaretleri de en az bunun kadar kafa karıştırıcı. Misal, Emre’nin, kız arkadaşının çalıştığı Funda ve İlker’in evine geldiğinde sorduğu soru, dizinin cevaplamayı hiç düşünmediği başka bir soruyu akla getiriyor: “Eviniz çok güzelmiş gerçekten. Hem de şehrin ortasında böylesine müstakil bir ev.” Evet Emre, biz de merak ediyoruz. İstanbul’un göbeğinde bu arsayı nasıl buldular, bu evi nasıl yaptılar, bütün bu servetin kaynağı ne, biz de bilemedik,” diye sormak istiyor insan.

Seni Tanıyorum Melis Sezen

Ama evin kendisiyle ilgili daha büyük mucizeler, finale doğru daha fazla ortaya çıkıyor. Funda’nın atölyesi olarak kullandığı müştemilatın başına gelenlere rağmen evin sıradağlar gibi ayakta durması, “babası müteahhit, kendisi mimar” olan ve bunu sık sık altını çizerek vurgulayan İlker’in alanındaki dehasının ürünü belli ki.

Dizi boyunca kafayı takabileceğimiz tek detay bunlar da değil. Kahramanlarımız birbiri ardına trafik kazaları geçiriyor ve artık senarist kendi bile bunu saçma bulmuş olacak ki Nazlı’nın ağzından “bu kazaların kader mi tesadüf mü” olduğunu sorgulayan bazı cümleler duyuyoruz.

Seni Tanıyorum

Hiç kimsenin “Ex’ten next olmaz,” şeklindeki son derecede doğru saptamayı şiar edinmediği dizide bir başka “ex’ine takıntılı” karakter de Issız Adam filminin yaprak sarması yerken sevgilisini terk eden vefasız karakteri Alper rolüyle hafızalarımıza kazınan Cemal Hünal’ın canlandırdığı Kemal.

Funda takıntısı yüzünden karısını boşayan Kemal, dizi süresince vefalı eski sevgili, şefkatli dost, bilirkişi, sonlara doğru da Sherlock Holmes olarak karşımıza çıkıyor. Kemal ve Emre aslında bu sorup soruşturma konusunda o kadar çok işlevi üstleniyor ki geride kalan üç karaktere belli ki ancak  birbirinden mantıksız davranış örgüsünü sürdürüp izleyiciyi çıldırtmak kalıyor.

Seni Tanıyorum Elçin Sangu Melis Sezen

Dominic West’lerin dizisinden farklı olarak aşk dörtgeni değil beşgeni sunan, diğer dadılı filmlerden farklı olarak dadı ile “evin beyini” eski sevgili yapan “kafası karışık” dizi, dördüncü bölümü geçtikten sonra rotayı yeniden gerilim, hatta neredeyse korku sapağına çeviriyor. Sonra da işler iyice karışıyor zaten.

Hem Funda, hem de Nazlı’nın bir noktadan sonra Akıl Oyunları filminde Russel Crowe’un canlandırdığı John Forbes Nash gibi aklın sınırlarını terk edip Bakırköy Ruh Sağlığı ve Sinir Hastalıkları Hastanesi’nin kayıt bankosuna yaklaştıkları dizide Sangu ile Sezen, saçı, başı dağıtıp, kılığı, kıyafeti şaşırıp, makyajı falan boşverip yeni bir görünüme büründüğünü görüyoruz.

Seni Tanıyorum Melis Sezen

Karakterler bir noktadan sonra Halka/Ring’deki Samara Morgan ile Şeytan/Exorcist filmindeki Regan arasındaki bir karaktere dönüşüyor. Hatta sadece onlara dönüşmekle de yetinmiyor, zaman zaman hoodielerini çekip Mr. Robot’un Elliot’ına bağlanıyorlar. Gerçi o saç başla en doğrusu da bu belki.

Hele evlere şenlik bir deniz kenarındaki rakılı, mezeli sekans var ki saçmalığına mı şaşıralım yoksa 10-15 dakikada bitebilecek sahnelerin tamı tamına 50 dakika sürmesi yüzünden ruhumuzu mu teslim edelim karar veremiyoruz.

 

Ring Samara Morgan

 

Başına gelenlere rağmen aldırmayan Funda, korku filmlerinde tek başına gece yarısı ormana yürüyüşe çıkan aval karakterler gibi hala eşiyle konuşmaz, yaşadıklarını arkadaşlarına bile anlatmaz, hele hele uzmanlara dahi gidip yardım almazken bir köşede aynı kafayı yaşayan Nazlı ise bir başka dünyada.

Olan bitenden dizinin “atanamayan Charlie Chaplin’i” Emre dahi payını alırken sonra doğru artık sıkıntıdan patlamamak imkansız hale geliyor. Her şeyin nereye geleceğini zaten daha en başlarda fark ettiğimiz dizi, buna rağmen upuzun sahneler boyunca istifini bozmadan devam ediyor.

Seni Tanıyorum Efe Taşdelen

Artık ne olacağını gayet iyi anladığımız finale yakın Kemal, “Bunca zaman Funda’nın senin gibi bir manyakla aynı evi düşündükçe kafayı yiyeceğim,” diye bir laf ediyor.

Aslında sekiz bölümdür seyircinin kafasının içinde dönüp duran bu önemli sorunun cevabını aslında senaristlere sormak gerekiyor. Zira başından beri hiçbirimiz bunun nedenini bir türlü anlayamadık. Sözde çok iyi bir anne ve çok iyi bir ressam olmaya çalışırken kendini kaybettiği içinmiş. “Yok artık,” demek dahi yetmiyor. Meğerse yıllarca o kötü kalpli dadıları, şeytani hizmetçileri evlerine alanlara haksızlık etmişiz. Onların çok daha iyi motivasyonları varmış.

Seni Tanıyorum Ozan Dolunay

Oyunculuklara gelecek olursak Elçin Sangu ile Melis Sezen birbirinden abartılı, egzajere edilmiş, korku filmi karakterlerine yakışan oyunculuklar sergilerlerken, İlker rolündeki Ozan Dolunay da bir o kadar donuk.

Dizinin en iyi oyuncusu bir yaşındaki Mavi’yi canlandıran ikiz kız kardeşler. Mavi rolünde başından sonuna kadar en azından kendi karakterinden bekleneni yapıyor: Ağlıyorsa ağlıyor, gülüyorsa gülüyor, uyuyorsa uyuyor. Onun dışında kayda değer bir oyunculuk da yok.

Seni Tanıyorum Ozan Dolunay

Dolayısıyla Seni Tanıyorum, uzun metrajlık bir gerilim filmi için yeterli olabilecek bir hikâyeyi sekiz bölümlük bir diziye dönüştürmeye çalışırken yolunu kaybediyor. Başta tanıdık bir kötü bakıcı hikâyesi olarak ilerleyen yapım, bir süre evlilik ve ilişki dramına sapıyor, ardından yeniden gerilime dönüyor ve finalde kendince bir korku filmine dönüşüyor.

Sonuç olarak elde, örnekleri defalarca çekilmiş dadı filmleri ve romantik dramalardan kolajlanarak uzatıldıkça mantık sınırlarını zorlayan ve giderek kendi kurduğu dünyaya bile yabancılaşan bir dizi izliyoruz. Yani Netflix’in yerli cephesinde yine değişen bir şey yok. Çıldırmadan izlemeyi başarabilirseniz ve aşırı boş vaktiniz varsa seyredebilirsiniz.

Seni Tanıyorum Elçin Sangu

 

Yorum Yapılmamış: "Seni Tanıyorum: İzlemeyen daha şanslı"

    Yorum yap

    E-posta adresiniz yayınlanmayacaktır.